üzerinde büyü varmi
çok çesitli büyü sekilleri vardir.
Büyünün insan üzerindeki etkileri de yapilan
büyünün çesidi ile yakindan alakalidir.
Mesela is ve evlilik kismetini baglamak için
yapilan büyü ile hastalik ve ölüm büyüsü insan
üzerinde ayni etkiyi göstermez.
Genelde büyülü insan çabuk sinirlenir ama
öfkesi de çabuk geçer ve yaptigina da çogu
zaman pisman olur.
isleri yolunda gitmez. Olmasi gereken isleri
de bazen tamamen tersine gider.
Bazen bunalim geçirir ve eli kolu ise güce
kalkmaz, yaptigindan ettiginden bir zevk
almaz.
Parasinin isinin bereketi olmaz.
Evde hanede geçimsizlik olur
Sebepsiz yere tartismalar meydana gelir,
Bazen öyle ki, güzel bir muhabbet bile
tartismaya kavgaya dönüsür.
Kimi insanlara da yapilan büyülerden dolayi
Çok çeşitli büyü şekilleri vardır. Büyünün insan üzerindeki etkileri de .... üzerinizde büyü varmı, üzerinizde cin varmı?, cinli hasta, büyülü hasta, sara periler musallat olur. Çaresine
bakilmazsa zamanla karabasan - kabus -
havale-nöbet - sara vb sekillere çevirebilir.
Akil almaz durumlara ve zorluklara sokar. Tabi
ki geç ve zor olsa da Allâh"in izni-keremi ile
hepsinin çaresi ve çözümü var.... Yeter ki
bizi arayin ve probleminizi bildirin...
Bu büyü denilen illet ne yazik ki insanligin
varolusundan buyana devam etmektedir. Allah ve
Resulünün Kur'an ve sünnette kesin yasaklamis
oldugu büyü, insanligin çaglar boyu bas belasi
olarak her devirde yakasini birakmamistir....
Allah"in Resulü iki cihan günesi Peygamber
Efendimize bile yapilan büyüler tuttu ve onu
perisan edip ölüm dösegine düsürdügüne göre
Cenabi Mevla'nin diledigi her insana büyü
tutar...Tek çaresi takva ehli olmali muhafaza
ayetlerini sikça okumali ve yahut en azindan
sartlarina uygun olarak yazip kisi beraberinde
bu ayetleri tasimalidir... Yoksa baska türlü
bu pislikten korunmak hemen hemen mümkün
olmamaktadir. Bir insana büyü yapilip
yapilmadigi nasil anlasilir?
Bir insana büyü yapilip yapilmadigi nasil
anlasilir? Sevgili ziyaretçiler, evinizde bir
odaya girdiginizde sikinti duyuyor, huzursuz
oluyorsaniz ve o odadan çiktiginizda
huzursuzlugunuz geçiyorsa, o odada büyü var
demektir. Büyüler farkli sekillerde yapildigi
için hangi tür büyü varsa, onu arayip bulmak
gerekir. Ben yakin akrabamizda böyle bir olaya
sahit olmustum. Sizlere onu anlatmak
istiyorum. Akrabamiz evdeki yatak odasina
girdigi an, titremeye ve huzursuzluk duymaya
basliyordu. Bir süre annesinde kalmaya mecbur
oldu. Sonra yastigin içinde kendisine yapilan
büyüyü buldular. O büyü bulunduktan sonra,
akrabamiz o odaya rahatça girebildi. Öyle
büyüler var ki; insani iz birakmadan
öldürebiliyorlar. Halk arasinda domuz yagi ile
yapilan büyüler oldukça yaygindir. Tanidigim
bir evin gelini hiçbir rahatsizligi olmadigi
halde zayiflamaya basliyor.Yavas yavas eriyip
yataga düsüyor, ne oldugunu anlayamiyorlar ve
sonunda da ölüyor. Sonra isittim ki; ona da
büyü yapilmis. Büyü yapilmis bir sabun kuyuya
atiliyor. Sabun kuyuda eridikçe büyü yapilan
sahis da sabun gibi eriyor ve sabun yok olunca
kisi de ölüyor, hem de hiçbir iz birakmadan...
Bunu duydugumda tüylerim ürpermisti.. Büyü Var
midir? Nasil anlasilir? -
seytan hiç bir zaman insanlarin huzur
içinde, mutlu bir hayat geçirmelerini istemez
istedigi tek sey vardir; bütün insanlari
kendisiyle birlikte cehenneme sürüklemek.
Bunun için de elindeki bütün imkânlari
seferber eder. insanlari kandirmak için her
türlü hileye basvurur
. Büyü de; seytanin bu hilelerinden biridir.seytanin
insanlari bu dünya hayatinda mutsuz etmek ve
kendisiyle birlikte cehenneme götürmek için
kullandigi korkunç bir tuzak.
seytanin bir ilmi; büyü, sihir ve hüddam…
Allahû Tealâ Kur’ân-i Kerim’de bizlere büyünün
var oldugunu ifade ediyor ve Kur’ân-i Kerim
âyetleri geregince büyünün Allahû Tealâ
tarafindan kesinlikle yasak edildigini
görüyoruz. 2/BAKARA-102: Vettebeû mâ tetlus
seyâtînu alâ mulki suleymân(suleymâne), ve mâ
kefere suleymânu ve lâkinnes seyâtîne keferû
yuallimûnen nâses sihrâ, ve mâ unzile alel
melekeyni bi bâbile hârûte ve mârût(mârute),
ve mâ yuallimâni min ehadin hattâ yekûlâ
innemâ nahnu fitnetun fe lâ tekfur, fe
yeteallemûne minhumâ mâ yuferrikûne bihî
beynel mer'i ve zevcih(zevcihî), ve mâ hum bi
dârrîne bihî min ehadin illâ bi iznillâh(iznillâhi),
ve yeteallemûne mâ yedurruhum ve lâ yenfeuhum,
ve le kad alîmû lemenis terâhu mâ lehu fil
âhireti min halâ(halâkin), ve le bi'se mâ
serav bihî enfusehum, lev kânû ya'lemûn(ya’lemûne).
Süleyman'in mülkü üzerine onlar, seytanlarin
okudugu (anlattigi, tilâvet ettigi) seylere
uydular (tâbî oldular). Oysa Süleyman, (sihir
yapmadi ve) kâfir olmadi. Fakat seytanlar,
insanlara sihri ögretmekle kâfir oldular.
Babil (sehrin)deki iki melek (olan) Harut ve
Marut'a indirilen seyleri (ögretiyorlardi).
Oysa onlar: "Biz (im bilgimiz, sizin için)
sadece bir fitne, bir imtihandir. Sakin (sihir
ilmini ögrenerek) kâfir olmayin." demedikçe
hiç kimseye bunu ögretmezlerdi. O zamanlar
(sihir meraklilari ve onu geçim vasitasi
yapanlar) o ikisinden erkek (koca) ile
karisinin arasini açacak seyler ögreniyorlardi.
Halbuki onlar, Allah'in izni olmadan onunla
(sihirle) hiç kimseye zarar veremezlerdi Zaten
onlar kendilerine fayda verecek seyleri degil,
zarar verecek seyleri ögreniyorlardi. Andolsun
ki; onlar onu (sihri ve ona ait bilgileri)
satin alan (ve onunla çikar saglayan) kimse
için ahirette bir nasip olmadigini bilirlerdi.
Kendi nefslerini, onunla ne kötü bir seye
sattiklarini onlar keske biliyor olsalardi
113/FELÂK-1: Kul eûzu bi rabbil felak(felaki).
De ki: "Sabahin Rabbine siginirim." 113/FELÂK-2:
Min serri mâ halak(halaka). Yarattigi seylerin
serrinden. 113/FELÂK-3: Ve min serri gâsikin
izâ vekab(vekabe). Karanligi çöktügü zaman
gecenin serrinden.
113/FELÂK-4: Ve min serrin neffâsâti fîl
ukad(ukadi). Ve min serrin neffâsâti fîl ukad(ukadi).
113/FELÂK-5: Ve min serri hâsidin izâ hased(hasede).
Ve hased ettigi zaman hasetçinin serrinden.
seytanin ilmini temsil eden büyü, hüddam ve
fal oklari Peygamber Efendimiz(S.A.V)’in
dönemine kadar da insanlar tarafindan en üst
boyutta kullaniliyordu. seytanin bu ilmi
insanlara sadece zarar verir. seytanin tesiri
altindaki insanlar, seytandan yardim alarak bu
ilmi, baskalarina zarar vermek için
kullanirlar. Amaçlari onlari mutsuz etmektir.
Çünkü seytan onlari bu istikamette kumanda
eder. Onlar seytanin da yardimiyla,
birbirleriyle iyi anlasan insanlarin arasini
açmak, evli çiftleri birbirinden ayirmak,
insanlarin hastalanmasini, sikinti çekmesini
saglamak gibi birçok kötülügü yapabilirler.
Bugün seytanin bu ilmi sebebiyle, hayatini
inanilmaz iskencelerle geçiren yüzlerce,
binlerce insanin var oldugunu görüyoruz. Ne
yazik ki insanlar bu korkunç ilmin onlari
cehenneme götüreceginin farkinda bile degiller.
seytanin etkisiyle para karsiliginda insanlara
büyü yapiyorlar. Bu ilmi kullanarak
kendilerine çikar sagliyorlar.
7/A’RAF-16: Kâle fe bimâ agveytenî le
ak'udenne lehum sirâtekel mustekîm(mustekîme).
(iblis:) "Bundan sonra, beni azdirman
sebebiyle, mutlaka Senin Sirati Mustakîm’ine
onlara karsi (mani olmak için) oturacagim."
dedi. 7/A’RAF-17: Summe le âtiyennehum min
beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim
ve an semâilihim, ve lâ tecidu ekserehum
sâkirîn(sâkirîne). Sonra, elbette onlara,
önlerinden, arkalarindan, saglarindan ve
sollarindan gelecegim ve onlarin çogunu
sükreden bulmayacaksin. seytanin insanlari bu
dünyada mutsuzluga, ahrette ise cehenneme
götürecek olan bu ilminin yani sira bir de
Allah’in ilmi vardir. insanlari yalnizca
mutluluga, huzura götüren bir ilim. iki yol
vardir: Birincisi Allah’in yolu, ikincisi
seytanin yolu. Ve iki kulluk söz konusudur;
Allah’a kul olmak, seytana kul olmak. insanlar
ya seytana kul oluyorlar ya da Allah’a kul
oluyorlar.
2/BAKARA-256: Lâ ikrâhe fiddîni kad
tebeyyener rusdu minel gayy(gayyi), fe men
yekfur bit tâgûti ve yu’min billâhi fe
kadistemseke bil urvetil vuskâ, lenfisâme lehâ,
vallâhu semîun alîm(alîmun) Dînde zorlama
yoktur. Andolsun ki; irsad (hidayet yolu;
Allah’a ulastiran yol), gayy (dalâlet yolu;
seytana, cehenneme ulastiran yol)dan açikça (ayrilip)
ortaya çikmistir. O zaman; kim tagutu (seytani
ve seytana ulastiran yolu) inkâr edip de
Allah’a îmân ederse (mü’min olursa) (Allah’a
ulastiran yolu tercih ederse), artik andolsun
ki; o, (Allah’tan) kopmasi mümkün olmayan (saglam
bir kulba) urvetül vuskaya (mürsidin eline)
(tutunup) yapismistir. Allah SEMÎ’un ALÎM’dir.
Büyü ile ugrasanlar; seytanin adimlarina tâbî
olarak ona kul olanlardir.
51/ZARiYAT-56: Ve mâ halaktul cinne vel inse
illâ li ya'budûn(ya'budûni). Biz, insanlari ve
Çok çeşitli büyü şekilleri vardır. Büyünün insan üzerindeki etkileri de .... üzerinizde büyü varmı, üzerinizde cin varmı?, cinli hasta, büyülü hasta, sarai baska bir sey için degil; Bize, kul
olsunlar diye yarattik. 36/YASiN-60: E lem
a'had ileykum yâ benî âdeme en lâ ta'budus
seytân(seytâne), innehu lekum aduvvun mubîn(mubînun).
Ey Âdemogullari! Ben, sizlerden seytana
kul olmayacaginiza dair ahd almadim mi?
Muhakkak ki; o (seytan), size apaçik bir
düsmandir. 36/YASiN-61: Ve eni'budûnî, hâzâ
sirâtun mustekîm(mustekîmun). Ve Ben, sizden
Bana kul olmaniza (dair ahd almadim mi?) Bu da
Sirati Mustakîm (üzerinde bulunmak)tir. Büyüyü
yapmak da, yaptirmak da Allah katinda çok
büyük suçtur. Büyü yapanlarin, büyüye ait
bilgileri satin alan ve onunla çikar saglayan
kimselerin ahrette bir nasibi olmadigini
belirtiyor Allahû Tealâ. Onlar cehennemin en
asagi katina gidecek olan onlardir. Büyü
kimlere zarar veremez? -
Allah'a inanan ve O'na yönelen insanlardan
kim Allah'a ulasmayi dilerse ve hacet namazi
ile Allah'a mürsidini sorarak ona tâbî olursa,
o kisinin basinin üzerine Allahû Tealâ bir ruh
gönderiyor. O kisi için bir muhafiz olan,
koruyucu bir ruh. Bu ruh her devirde yasayan
devrin imaminin ruhudur. Rad suresinin
11.âyet-i kerimesinde Allahû Tealâ bu konuyu
söyle ifade ediyor; 13/RAD-11: Lehu
muakkibâtun min beyni yedeyhi ve min halfihî
yahfezûnehu min emrillâh(emrillâhi), innallâhe
lâ yugayyiru mâ bi kavmin hattâ yugayyirû mâ
bi enfusihim, ve izâ erâdallâhu bi kavmin sûen
fe lâ meredde leh(lehu), ve mâ lehum min
dûnihî min vâl(vâlin). Onlari (o
kavimdekileri), önünden ve arkasindan (önden
arkaya dogru uzanan) takip edenler (devrin
imaminin ruhlari) vardir. Allah'in emrinden
olup, onlari korurlar. Muhakkak ki; Allah,
onlar nefslerinde olan seyi (hidayette kalma
konusundaki niyetlerini) bozmadikça, bir
kavimde olan seyi bozmaz (devrin imaminin
ruhunu baslarinin üzerinden almaz). Ve Allah,
bir kavme ceza vermeyi diledigi zaman, artik
onu reddedecek (mani olacak kimse) yoktur. Ve
onlar için, ondan baska koruyan bir dost
yoktur.
2/BAKARA-45: Vesteînû bis sabri ves salât(sâlâti),
ve innehâ le kebîratun illâ alel hâsiîn(hâsiîne).
(Allah'tan) sabirla ve namazla yardim
(istiane) isteyin. Fakat muhakkak ki bu (HACET
NAMAZI ile kisiyi Allah'a ulastiran MÜRsiD'i
sormak), husû sahibi olanlardan baskasina
elbette agir gelir. 18/KEHF-10: iz evâl
fityetu ilel kehfi fe kâlû rabbenâ âtinâ min
ledunke rahmeten ve heyyilenâ min emrinâ
resedâ(reseden). O zaman ki magaraya
sigindilar ve dediler ki: “Rabbimiz katindan
rahmet ver ve bize emrinden bir mürsid ihsan
eyle.” 18/KEHF-17: Ve teres semse izâ talaat
tezâveru an kehfihim zâtel yemîni ve izâ
garabet takriduhum zâtes simâli ve hum fî
fecvetin minh(minhu), zâlike min âyâtillâh(âyâtillâhi),
men yehdillâhu fe huvel muhted(muhtedi), ve
men yudlil fe len tecide lehu veliyyen mursidâ(mursiden).
(Ey Resûl'üm! Orada olsaydin) görürdün ki;
günes dogdugu zaman magaranin sag tarafina
ulasir. Battigi zaman ise onlari sol taraftan
terkederdi. Onlar magaranin genis bir
yerindeydiler. Bu, Allah’in âyetlerindendir.
Allah kimi Kendine ulastirirsa o hidayete
erer. Ve kim dalâlette ise onun için velî
mürsid bulunmaz. 25/FURKAN-70: illâ men tâbe
ve âmene ve amile amelen sâlihan fe ulâike
yubeddilullâhu seyyiâtihim hasenât(hasenâtin),
ve kânallâhu gafûren rahîmâ(rahîmen). Ama (mürsidin
önünde) tövbe eden ve (mürsidin önünde tövbe
etmek suretiyle kalbine îmân yazildigi için)
mü’min olan ve (ayni sebeple) nefsi islâh
edici ameller isleyen kisinin Allah,
günahlarini sevaba çevirir. Ve Allah,
günahlari sevaba çeviren ve rahmet
gönderendir. Kur’ân-i Kerim’de kisinin basinin
üzerine yerlesen bu ruha “muhafiz.” deniliyor.
Kisi el öptügü anda basinin üzerine önden
arkaya dogru gelen bu ruh, kisiyi zülmanî
ilimlerden koruyor. seytanin zülmanî ilimleri
Allah’in dostlarina bu sebeple tesir edemez.
Allah’in dostlari hiçbir zaman büyüyle,
hüddamla ve sihirle ugrasmaz. Kimin basinin
üzerinde onu koruyacak olan devrin imaminin
ruhu, muhafiz yoksa bu tehlike onlar için her
zaman vardir
Büyü vb konularda birçok insan gibi sizinde
bir probleminiz varsa mutlaka bizleri arayiniz
ve seve seve sizlere yardimci olalim ve hayir
dualarinizi alalim...