|
Cinlerde Evlilik C
"Şimdi Rabbinizin
hangi nimetlerini yalanlıyorsunuz? Oralarda
gözlerini yalnız eşlerine çevirmiş dilberler var
ki, bunlardan önce onlara ne insan ne de cin
dokunmuştur."
Diğer bir delil ise
Kehf suresinin 50. ayetidir, " Yine o vakti
hatırla ki biz, meleklere:
Cinlerle Evlenme
Cinlerle evlenme konusunda İslam alimleri fikir biriliğine varamamışlardır. "Evet, cinlerle insanlar evlenebilinir" diyenler olduğu gibi, "Hayır, mümkün değildir" diyenlerde vardır. Bu konudaki düşünceler şöyledir.
Ebu
Mansur es- Sealibi,
Cinlerle
İnsanlar Arasında Evlilik
Bazı kimselerin cinlerle evli bulunduğuna dair halk arasında rivayetller dolaşmaktadır. Bunların doğruluk dereceleri ile dini bakımdan kabule müsaid olup olmadığının münakaşa mevzu olduğuna şahid olmaktayız. Bu söylentiler acaba doğru olarak kabul edilebilir mi? Her iki tarafın rızasına, icab ve kabul esasına dayalı ve nikah kıyılması suretiyle cin ile insanlar arasında evlilik ceryan etmez. Bu rivayetler, "rızaya ve nikah akdine" müstenid evlilik olmayıup, tasallut ve tecavüz mahiyetinde bulunmaktadır. Tecavüzün ve cinsi yakınlığın vaki olduğunun kabulü, aralarındaki evliliğin meşru olduğunu kabule delil olamaz. Sonra bir kadın, fuhuştan peydahladığı veled-i zinayı, "cinle evliyim de onmdan oldu" diye iddia edip suçtan sıyrılmaya kalkışır. İslam hukuku, böyle bir iddiayı makbul tutup sahibini mazur saymamıştır.
Cinlerle Evlenmenin Aslı Var mı?
Toplumda, insanlar arasında tereddüte ve yanılmaya sebep diğer bir hususta cinlerle evliliktir. İtikadî olarak ne Kur'an-ı Kerim'de, ne Hadîs-i şeriflerde bize böyle bir evlilik rivayet edilmemektedir. Birçok büyük âlim de bu olayı anlatmışlar fakat hayal ile hakikat birbirine karıştırılmış, birçok hezeyan türünden hâdiseler günümüze kadar ulaşmıştır. Medya da bu şarlatanlığa çanak tutmuş, milletin kafasını daha da karıştırmıştır. TV'lere çıkan şovmenler; "ben şu kadar cin ile evliyim", "cinlerden eşim var" vs. hezeyanlarla sap ile samanı birbirine karıştırmış, insanları şüpheye düşürmüşlerdir. Evvelâ, insan, hücrelerin ve moleküllerin yoğunlaşmasından, cin ise, ışın şeklinde bir enerji akımından ibarettir. Farklı âlemlerde, farklı boyutlarda, farklı yaratılışta olan insan ve cin, fizyolojik ve biyolojik mânâda biraraya gelip birleşmeleri, izdivaç etmeleri imkânsızdır. Cin, insanlara ancak his, heves, duygu verebilir, insanın şehevî duygularını tahrik edebilir, insan beynindeki şehvet merkezlerini, manyetik akım ile harekete geçirebilir. Cinlerle insanların evlilikleri konusu, israiliyat ve bâtıl dinlerden, eski inanışlardan, hurafelerden, halüsinasyon gören beyninde rahatsızlığı olanlardan rivayet edilir. Hikâyeler, nesilden nesile, kulaktan kulağa aktarılırken, olay farklı boyutlarda değişmekte ve hurafe hâline gelmektedir. Beyin ile alâkalı bir hastalık olan şizofreninin birçok çeşidi vardır. Halüsinasyon olayları şizofrenilerde çok görülür. Halüsinasyon şeklinde beyni hasta olan kişiye görünen cin, pekalâ hastanın kendisiyle evli olduğu kanaatini verebilir. O hastaya açık saçık bir insan suretinde görünüp, onun şehvetini arttırabilir ve ona izdivaç hayali gösterebilir. Aynen rüyalarda olduğu gibi kişi cünûp olabilir, boşalabilir. Cin burada manyetik olarak o kişinin beynini uyarmakta, beynindeki şehvet merkezine akım göndermektedir. Beyni hasta kişi bu hayalî olayı, hakikî zanneder ve her tarafa ?ben cinle evliyim? diye ilân yapar. Hayal ile hakikat birbirine karışmış olur. İnsana musallat olup, böylesine hayaller gösteren cin, kendi âlemindeki çocuklarını o insandan oldu diye telkin ederse, bu kişi de cinlerden çocukları olduğunu savunur. Halbuki maddî âlemde böyle bir şey yoktur, bu sadece bir görüntüden ibarettir. Cinle temas kurduğunu söyleyen kişi, bunun bir görüntü olduğunu idrak edemez. Normal insanların rüyada boşalmaları gibi, kişi burada inzal olur. Böyle bir olayı başkalarına söyledi mi, ya "deli, aklını oynatmış" diye psikiyatri kliniğine gönderilir ya da karşısında bu olayı gerçek zannedenler tarafından inanılır. Modern tıp böyle bir olayı kabul etmez, dolayısıyla cinleri, cinnî olayları hayal ve halüsinasyon olarak değerlendirir. Tarafıma bu şekilde birçok olay intikal etmiş, bu rahatsızlıklar daha sonra izale edilmiştir.
Kur'an-ı Kerim de Cinler
Kur'an-ı Kerim'de değişik lâfızlarda 32 yerde
cinden bahsedilmektedir. Bunlardan 22'si cinn,
5'i cânn, 5'i de cinnet olarak geçmektedir;
"De ki: Cinlerden
bir topluluğun dinleyip de şöyle söyledikleri
bana vahyolunmuştur: Gerçekten biz, hârikulâde
güzel bir Kur'an dinledik. Doğru yola iletiyor,
ona iman ettik. Kimseyi Rabbimize asla ortak
koşmayacağız. Hakikat şu ki, Rabbimizin şânı çok
yücedir. O, ne eş ne de çocuk edinmiştir.
Doğrusu bizim beyinsiz olanımız, Allah hakkında
pekaşırı yalanlar uyduruyormuş. Halbuki biz,
gerek insanlar gerekse cinler Allah hakkında
asla yalan söylemezler, sanmıştık. Şu da
gerçek ki, insanlardan bazı kimseler, cinlerden
bazı kimselere sığınırlardı da, onların
taşkınlıklarını arttırırlardı. Onlar da sizin
sandığınız gibi, Allah'ın hiç kimseyi tekrar
diriltmeyeceğini sanmışlardı. Doğrusu biz, göğü
yokladık, fakat onu sert bekçilerle, alev
huzmeleriyledoldurulmuş bulduk. Halbuki, biz
onun bazı kısımlarında dinlemek için oturacak
yerler (bulup) oturuyorduk; fakat şimdi kim
dinlemek isterse, kendisini gözetleyen bir
alev huzmesi buluyor. Bilmiyoruz,
yeryüzündekilere kötülük mü murat edildi, yoksa
Rableri onlara bir hayır mı diledi? Gerçekten
biz, -kimimiz sâlih kişiler, kimimiz ise
bunlardan aşağıda olmak üzere- türlü türlü
yollar tutmuştuk. Şu gerçeği şüphesiz anladık
ki, biz yeryüzünde bulunsak da Allah'ı âciz
bırakamayacağız, başka yere kaçmakla da elinden
kurtulamayacağız. Doğrusu biz, o hidayeti
işitince ona iman ettik. Kim Rabbine iman
ederse, artık ne bir eksikliğe uğratılmasından
ne de haksızlık edilmesinden korkar.
İçimizde, teslimiyet gösterenler de var, hak
yoldan sapanlar da var. Teslimiyet gösteren
kimseler, doğru yolu arayanlardır. Hak yoldan
sapanlara gelince, onlar cehenneme odun
olmuşlardır."
" Allah hepsini
toplayacağı gün, "Ey cin topluluğu! İnsanların
çoğunu yoldan çıkardınz" der, insanlardan onlara
uymuş olanlar, "Rabbimiz! Bir kısmımız bir
kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin
surenin sonuna ulaştık" derler. "Cehennem,
Allah'ın dilemesine bağlı olarak, temelli
kalacağınız durağınız" der. Doğrusu Rabbin
hakimdir, bilendir. Zalimlerin bir kısmını,
kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece
musallat ederiz. "Ey cin ve insan topluluğu!
Size ayetlerimi anlatan, bugünle
karşılaşmamızdan siziuyaran peygamberler gelmedi
mi?" "Kendi hakkımızda şahidiz" derler. Dunya
hayati onları aldattı da inkârcı olduklarına,
kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler."
"Ey cin ve insan
toplulukları! Göklerin ve yerin çerçevesinden
çıkıp gitmeye gücünüz yetiyorsa geçin. Ancak
büyük bir güçle çıkıp gidebilirsiniz."
" Sabah gidişi bir
aylık mesafe, akşam dönüşü yine bir aylık mesafe
olan rüzgârı da Süleyman'a (onun emrine) verdik
ve onun için erimiş bakırı kaynağından sel gibi
akıttık. Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı,
onun önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden
sapsa, ona alevli azabı tattırırdık. Onlar
Süleyman'a kalelerden, heykellerden, havuzlar
kadar (geniş) leğenlerden, sabit kazanlardan ne
dilerse yaparlardı. Ey Davud ailesi! Şükredin.
Kullarımdan şükreden azdır! Süleyman'ın ölümüne
hükmettiğimiz zaman, onun öldüğünü, ancak
değneğini yiyen bir ağaç kurdu gösterdi.
(Sonunda yere) yıkılınca anlaşıldı ki cinler
gaybı bilselerdi, o küçük düşürücü azap içinde
kalmazlardı. " UNUTMAYIN YARİM DOKTOR CANDAN
YARİM HOCAM
DİNDEN EDER Daha Detayli Bilgi İcin Msn
Ekleyiniz Lütfen Tlf 0539 665 93 62
|
|
|
|---|
|
|
|---|